بسم الله الرحمن الرحيم

RAHMAN VE RAHiM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

Neye niyet?

Yorum bırakın

çocuk

“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)

Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh

Çocuklar, kendi canımızdan önce bildiğimiz en değerli varlıklarımız. Çocuğumuz, kardeşimizin çocuğu ya da tanımadığımız küçücük bir bebek.Hangi İNSAN kıyabilir ki? Peki bizler çocuklara nasıl kötülükler ederiz, bir düşünelim. Dünyaya gelmiş sıfır bilgili (?), mükemmel öğrenme becerili, ne versek alacak kadar geniş kapasiteli ama fıtrat üzere yaratılmış küçük insan.

Özellikle ikiz çocuklarda farkettiğimiz bir şey var ki insana hayrete düşürüyor; çocuklar dünyaya aslında sandığımız kadar da ”sıfır” gelmiyor. Biri tuzlu seviyor, biri tatlı; biri yarım saat gözlerimizin içine bakarken biri ile gözgöze bile gelemiyoruz, biri sabırsız diğeri sabır abidesi ve güler yüzlü . Biri çok yemeyi seviyor, birine yemek yedirmek işkence. Ama bunlar ikiz ve henüz 4-5 aylıklar. Bakan her gözün göreceği üzere, henüz birkaç aylıkken bile; kendi fıtratları ve tercihleri var.

Peki bu durumda bir çocuğa biz ne veriyoruz? Duyduğumda çok hoşuma giden bir söz vardı, diyordu ki :” Çocuk eğitimi, evlenmeden önce başlar ”. Nasıl yani?

Bir de Hz. Meryem örneğini düşünelim, hani annesi Allah’tan ne istemişti?

Evet, eşinizi seçerken çocuğunuzu da seçmiş olabilirsiniz. Kendinden bihaber bir insanla evlenip, alim bir çocuk yetiştirmesini beklemek ne kadar mantıklıdır? Hz. İbrahim, Hz. Nuh’un oğlu örneklerindeki gibi ; putperest babanın peygamber oğlu ya da peygamber babanın iman etmeyen oğlu sıklıkla rastlanılan durumlar değil. Sıkça duyarız etrafımızdaki insanlardan ”Ben böyle büyüdüm, böyle yetiştirildim, bana bu öğretilmedi ki” sözlerini. Hatta ”Annem bunu yapmaz” deyip pasta yemeyen çocuklar tanıyorum 🙂 Çocuk anne karnındayken annenin yediğine, içtiğine dikkat etmesi çok önemli bir noktadır. Haram yemek insanı dinden çıkarmayabilir ama kalpleri bozduğu aşikar. Çocuk doğduktan sonra, isim vermek anne babanın ilk vazifesidir. Yine hatırlayalım Hz. Meryem örneği; hani annesi demişti ki :

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM :”“İmrân’ın karısı (Meryem’in annesi) şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin”(Ali İmran, 3/35).

Meryem,abid yani ibadete düşkün demektir. Şimdi bu çocuğa yatırım değil midir, çocuğa niyet etmek değil midir? Önce Allah’tan istiyoruz, sonra isim koymaktan tutun; yedirip, içirmeye kadar; eğitimine kadar her uygulamamızla ona bir yön tayin etmiş oluyoruz.Evet onlar fıtrat üzere doğuyor, her insanın fıtratında bir varlığı yüceltme ihtiyacı vardır, Allah’ı hayatında koyması gereken yere koyamamış insanlarda O’nun boşluğu maalesef batıl ve tehlikeli inançlar dolduruyor. Temel taşları, huyları, hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları net olan çocuğa biz elbette onu eğiterek doğruyu ve yanlışı (kendi bildiğimiz kadar) öğretebiliyoruz. Tabii Yüce Rabb’imizin biz bile doğmadan yazdığı doğrultusunda çocuğumuzun hayatını ve ölümünden sonraki durumunu da belirleyecek her olguyu belirlemiş oluyoruz. Kaçımız çocuğuna isim koyarken, bu noktalara dikkat eder ki? Önemsiz gördüğümüz bir nokta belki de, ama aslında çok önemli.Çocuğunuza her seslenişinizde ”ibadete düşkün” demek var, anlamı yalancı olan bir ismi koyup her defasında ”yalancı” diye çağırmak var.Günümüzün modası olan çift isimleri seçerken de seçtiğimiz isimlerin bütünlük sağlamasına dikkat etmeliyiz, anlam olarak da birbirleriyle çelişen isimleri tercih etmemeliyiz.

Hemen hepimiz, yetişme çağlarımızda anne babamızla çatıştığımız zaman onları eleştirmiş ve ”Ben böyle ebeveyn olmayacağım” cümlesini kurmuşuzdur. Ve aslında çok sonradan kabul etsek de, çoğumuz çocuklarımızı kendimiz gibi yetiştiririz. Anlam veremediğimiz bir şekilde, farketmeden ebeveynlerimiz gibi davrandığımız olur. Çocukken aynı davranış karşısında hissettiklerimizi unuturuz. Çocuklar mutlulukları da acıları da bize göre daha şiddetli yaşar. Ben kendi çocukluğumdan hatırlıyorum, dedemin evinde ”patates bitti” dendiğinde kendimi suçlu hissettiğimi 🙂 Gerisini siz düşünün… En ufak bir hareketimize çocuklar ne anlamlar yükler, bizim için sinirle öylesine söylemiş bir söz onlarda nasıl yankı bulur, bilemeyiz. Ağzımızdan çıkan her sözü iyice ölçüp tartmamız gerek. Sürekli ” Sen adam olmazsın” dediğimiz çocuğu, bu şekilde şartlandırırsak kuracağımız son cümle ” Adam olmazsın demiştim ” olur. Bu haklı çıkma durumu değil, çocuğa telkin edilenin gerçekleşmesi durumudur. ”Sen adam olmazsın” dediğimiz çocuk da kendine ”Ben adam olmam” diyordur belki, kim bilir ?

Reklamlar

Yazar: nedenvenasil

insanlara bir zerre kadar yararı olabilsin isteyen bir topluluk... http://konyasaglik.wordpress.com/ https://nedenvenasil.wordpress.com/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s