بسم الله الرحمن الرحيم

RAHMAN VE RAHiM OLAN ALLAH'IN ADIYLA


4 Yorum

TOS-LUMBAĞA

es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh

Bir zamanlar bitmek tükenmek bilmez hırslarım vardı benim.Bir işim vardı ama boş zamanlarım için ek bir iş daha istiyordum, zengin olacaktım. Ne hayaller kurmuştum, yeniden üniversite okuyacaktım, kariyer sahibi olacaktım ama o hayaller hep maddeydi içinde niye mutluluk yoktu? Onları isteyen bensem, şimdi durmak , durulmak isteyen kim?

Yoruluyorum artık ama yaşlandım diyecek yaşta değilim.’Ömrünü nerde geçirdin, gençliğini nerde eskittin’ dediğinde Rabbim, ben ne cevap vereceğim? Ne küçük dertlerim varmış benim, ben ne küçükmüşüm! Şimdi ben ne yapacağım, Allah’ım!?

Kadının yeri evidir, ben anladım.Bir erkekle ,iş yerinde ve iş için, konuşurken gözlerine bakmak istemiyorum artık. Başka yere baksan karşındaki insana saygısızlık ediyorsun, dinlemiyorsun gibi anlaşılıyor. Ben yine de şanslıyım, ailemle çalışıyorum ve çok az bu duruma düşüyorum ama bu kadarını bile istemiyorum artık. Sahi, siz ne yapıyorsunuz?

Bir hayal kuruyorum, kocamaan bir ceviz ağacının gölgesindeyim.Etrafım rengarenk çiçeklerle çevrili, elimde değerli bir Kitap, okumalardayım. Dünya telaşına düşmeden, Rabbimin sorularına cevap arayarak ve de bularak geçirdiğim günlerdeyim.Yaratılışıma uygun yaşamalardayım, gereğini yapmaktayım! Ben hayal kurdum ve sizi de ortak ettim. Biraz dinlenmez misiniz?

Hayırlı, bereketli, güzel düşünceli, dualı, helalinden kazançlı, ahirete endeksli bir cumamız olsun, mübarek olsun…


Yorum bırakın

kıblegah evler

SALİH BİR ÇOCUK İÇİN ; ” Sen nesin ki ne istiyorsun” dedirtme.Güzel örnek olmak kadar önemli bir gayret olamaz.Niyetin ve gayretin büyük olsun.İsteklerinle işlerin arasında farklılık göstererek şeytanı güldürme.Çocuğunun beyninde kurmak istediğin düzeni önce sen evinde kur. Odaları şekillendirmek,beyinleri şekillendirmekten kolaydır.Önce kolayını hallet.Yemeğe besmele ile başlamayı,sünnete uygun yaşamayı,ahlak kurallarına riayeti evde gören çocuk, gideceği yolu görmüş çocuktur.

SALİH BİR ÇOCUK İÇİN; Helal yemenin içmenin önemini küçümseme.Çocuğun ana rahmine düştüğü ve orada bulunduğu andan itibaren helalle gıdalanması şarttır.Bir dilim haram, anne ve babanın işini zorlaştıran koca bir kaya olabilir.Helal yemek , yedirmek zor deme.Zor, ancak imkansız değil.Çocuklarının rızkı için çalışıp terlemeni ibadet kabul ediyor Allah.Çocuk yetiştirmek ibadettir.İbadet helalle yapılır.

SALİH BİR ÇOCUK İÇİN; Çocuğa yaşına uygun tavırlar göstermen gerekir.Yaşayacağı çağın gereklerini yaşına uygun bir üslupla vermemen halinde, değerli konuları heba etmiş olabilirsin.

SALİH BİR ÇOCUK İÇİN; Hafız olacak veya şu okulu bitirecek diye diretme.Kur’an’ı sevmek ve onunla amel etmek, kuru bir ezberden önemlidir. Zaruri bilgileri öğrensin,helali haramı bilsin,gerisini bir ehli ile istişare ederek yönlendir.

SALİH BİR ÇOCUK İÇİN; Dünyadaki bütün sorunlar, insan kadar eskidir, köklüdür.Bugün kararı verilip çözülecek bir sorunla karşı karşıya olmadığını ,sorunları çözecek bir sihirli değneğe kimsenin sahip olmadığını bil.Sabret.Peygamberler ve Allah’ın salih kulları neler çektiler. Kayaları erittiler de çocuklarını ikna edemediler. Bunun adı imtihandır,imtihan da sabırdır.

SALİH BİR ÇOCUK İÇİN; Çocuğumuz nimet azmanı olmasın.Her istediğine ulaşan,iştahı çekenden başkasını yemeyen,giyeceğini,berberini beğenen çocuk zorlukların önünde duman olup gitmeye mahkum olabilir.Tiryakilik hastalıktır.Fani dünyada tiryakisi olunacak bir şey yoktur.

Nurettin YILDIZ- KIBLEGAH EVLER


3 Yorum

kola

Kolada alarm!

Fransa Ulusal Tüketim Kurumu’nun araştırmasına göre, 19 kola ürününün çoğunda litre başına 20 küpe eşit şekere rastlandı. Lightlardaki tatlandırıcılar sağlığa zararlı çıktı. Ve kolalarda çok düşük miktarda da olsa alkol bulundu.

Fransa’da yapılan bilimsel bir araştırma, şeker deposu kolanın obeziteye yol açtığını ortaya koydu. “60 Millons de consommateurs” (60 Milyon Tüketici) isimli dergi, Fransa Ulusal Tüketim Kurumu’nun (INC) kolalı içecekler üzerindeki araştırmasının sonuçlarına açıkladı. Dergi, ülkede sağlık tartışmasına yol açan sonuçların “şaşkınlık verici” olduğunu ve bu içeceği tüketenlerin artık daha temkinli olması gerektiği yorumunu yaptı. En büyük tehlikenin koladaki şeker miktarıyla ilgili olduğunu belirten INC, tam 19 kola markası (Coca-Cola, Pepsi, Auchan, Cora, Casino, Leader Price, Man U-Cola, v.b.) üzerinde yaptığı araştırmada; şeker, tatlandırıcı, katkı maddeleri, kafein ve alkole rastladı. Çoğunda litre başına 100 gramdan fazla, yani 20 küpe eşit şekere rastlanırken, bu rakam Coca- Cola’da 18, Pepsi de ise 17 olarak açıklandı. “Light” kolaya gelince; tatlandırıcı miktarının “vücuda zarar verecek kadar çok oranda” olduğu belirildi. Kurum, fazla şeker tüketiminin başta obezite olmak üzere, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklara yol açtığı hatırlattı. Bilim insanları, laboratuvardaki incelemede sürpriz bir şekilde tarçın, Hindistan cevizi ve turunçgiller gibi bazı bitki ve meyvelerin bulgularını da elde etti. Kurum, bazı insanların bu bitki ve meyvelere karşı alerjik olduğunu hatırlatarak, giderek artan gıda alerjilerinin bir nedeninin de kola olabileceği belirtildi. Daha önce gazlı içeceklerde bulunduğu bilinmeyen “terpen”in doğal ürün bileşeni olarak a r o m a yaratmakta kullanıldığı keşfedildi.

http://www.sabah.com.tr/Dunya/2012/06/28/kolada-alarm-seker-deposu-cikti

*********

es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh

Niye kimse asidi kaçmış kolayı içemez? Fazla şekerli gelir, asidden arınınca şekeri açığa çıkar. Çocuklarınıza her istediklerini yedirip içirmeyin, ki daha birkaç aylık bebeğin ağzına kola veren kişiler tanıyorum, yapmayın etmeyin…


2 Yorum

bir haber

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Fatih Hakimi Ayla Kaya’yı, çarşafını çıkarmadığı için mahkeme salonundan çıkardığı kadınla girdiği tartışmada “Terbiyesiz, ahlaksız, ukala” sözleri nedeniyle hakaretten suçlu buldu. Kurul, Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin Kaya’nın hakaret suçundan beraatine ilişkin kararını oy çokluğuyla bozarak, dosyayı yeniden karar verilmek üzere daireye gönderdi.

İstanbul Adalet Komisyonu’nun hazırladığı fezlekeye göre mahkemedeki olay şöyle gelişti: Naciye Sönmez, 21 Mayıs 2009 tarihinde davacı sıfatıyla Fatih 1. İcra Ceza Mahkemesi’nde davasını takip ediyordu. Üzerinde çarşafı olduğu halde duruşma salonuna girdi. Hâkim Ayla Kaya, kimlik tespiti için yüzünü açmasını istedi. Sönmez ise peçesini yüzünün görünebileceği kadar çenesinin altına indirdi. Ancak yargıç, salondaki erkekleri dışarı çıkararak Sönmez’in başını tamamen açmasını istedi. Kaya, başını açmayan kadına, “Atatürk ilke ve kanunlarına göre seni böyle kabul edemem, yargılama başlayamaz.” dedi. Sönmez de, “Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında böyle bir şey yok. Düşüncenizi uygulayabilmek için Atatürk’ün arkasına sığınmayın, Atatürk’ün hanımı çarşaflı idi, sizin gibi yapmıyordu. Başımda başka örtü yok. Sadece bonem var, çıkartamam, inancım gereği örtünüyorum, bana neden zulmediyorsunuz, ikimiz de öleceğiz, Allah’ın huzuruna çıkacağız.” dedi. Hâkim de bu sözlere “Senin Allah’ın burada olmaz. Onun kanunları burada geçmez.” cevabını vererek, duruşmayı başka bir güne erteledi. Sönmez de mahkeme salonunun kapısını açıp, “Uğradığım haksızlığa ve bu rezalete herkes şahit olsun.” dedi. Hakim de kadının arkasından, “Burada ne rezalet var, terbiyesiz, ahlaksız, ukala çık git.” diyerek bağırdı.

ZAMAN GAZETESİ

( http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1309807&title=hâkim-carsafiyla-durusmaya-giren-kadina-hakaretten-yargilanacak )

********

es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh

Bu haberden yola çıkarak, insanlara cephe alalım demiyorum. Ama hakkımızı savunmayı bilelim, karşımızdaki insan ‘adalet sağlayıcı’ biri olması gerekirken, adaletsizlik yapıyorsa; -Allah rızası için- susup sineye çekmeyelim artık.Hakkımızı arayacağımız yer illaki vardır, okullara almadılar diye örtümüzden vazgeçtik, mesleğimizi icra edemiyoruz diye örtümüzden vazgeçtik, yargıç istedi o istedi bu istedi örtümüzden vaz mı geçeceğiz hala? Geçmeyelim artık, Allah rızası için, savaşmayı öğrenelim. Ve bu kadıncağız da bize en güzel örneklerden biri olsun, hakarete hakaretle cevap vermemiş, hakkını araması gereken platforma taşımış. Allah ondan razı olsun!


Yorum bırakın

***KaPıLaR***

 

 بسم الله الرحمن الرحيم

24- Yoksa onlar, senin hakkında: “Allah’a karşı yalan uydurdu.” mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler; batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O kalplerde bulunan şeyleri hakkıyla bilir.

25- Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O’dur.

26- Allah iman edip, salih amel işleyenlerin tevbesini kabul eder, onlara lütfundan daha fazlasını verir. Kâfirler için ise şiddetli bir azap vardır. ŞURA

 

es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh

Hayat… Bazen kör düğüm olup kalıverir önümüzde, hiçbir çıkar yol yokmuş gibi hissederiz. Bir tükenme hali sarıverir bedenleri, olmadık hastalıklar türer, elimizi kolumuzu kaldıracak halimiz kalmaz ya hani…

Sonra birşey olur, ansızın… Sanki o ümitsizliği, o hastalığı yaşayan ben değilmişim gibi… Bütün kapılar açılıverir ya hani, Rabbimin hikmeti…

Öyle bir kapının önündeyim, Rabbime sığınıyorum yeniden, Ya Fettah demelerde dilim. Nedir beni bu büyük ümitsizliğe sürükleyen, ben geçen sene ne haldeydim ki? Hayal edebilir miydim Rabbimin bana verdiği nimeti vereceğini. Asla, uyku halimden uyandıran, beni darlıktan ferahlığa ulaştıran,her kapıyı açan alemlerin Rabbine hamd olsun!

Şükrün en bereketlisi nedir bilir misiniz? Dar anda yapılan ve bollukta da yapılan, her an akılda tutulan,ama dar anda unutulmayan. Kalplerimize iman veren, onu silmeye de kadirdir, Allah ayaklarımızı Sıratı Müstakim’de sabit kılsın inşallah. Bu kadar merhamet Sahibi, rahmet Sahibi,mülkün Sahibi, görünen ve görünmeyen herşeyin Yaratıcısı ve Rabbi olan, Rahman’a inanmışken, yalnız ona dayanmışken, ümitsizliğe düşmeye hakkım var mı benim? YOK!?

Ben kapımı kapatıyorum -an itibariyle- tüm ümitsizliklere ve Rabbimin açacağı kapının önünde sabırla bekliyorum.Sizler için de, derdi olan her müslüman için de dua ediyorum, Rabbim güzel kapılar açsın, bizim göremediklerimizi bir Gören var ve O’nun herşeye gücü yeter.Göremediğimiz kapıları açsın ve kalplerimiz ferahlasın, aslında kalbin ferahlığı Rabbin ayetlerinde.Öyle güzel anlatır ki, geçmişi geleceği, cenneti cehennemi, kendine getirir insanı. Rastgele bir ayet bile çarpsa gözüme, mutlaka yaşadığım olaya derman oluverir anında.

Dilimizden dualarımız, kalbimizden imanımız, içimizden Allah korkusu hiç eksik olmasın inşallah. Gerisi kolay, bir an var bir an yok oluverir, Rabbimin istemesiyle.

 


2 Yorum

İnsanlığın kalbi,aile…

es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh

12 Haziran akşamı Konya’da İklim Derneği’nin bir konferansı vardı.Konferansa katılan araştırmacı-yazar Bekir Sağlam’ın muhteşem sohbetinden aldığım notları paylaşmak istiyorum bugün izninizle.

İlk olarak beni vuran bir küçücük cümle; ‘”Evet! Kalpler, Rahman’in iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir.” Tirmizi, Kader 7, (2141) ”’ Ama aslında o kadar anlamlı bir cümle ki o bir peygamber sözü… Kalbimiz Rabbin elinde, başka birşey söylemeye gerek de yok sanırım, O dilerse severiz, O istemezse biz hiçbir şeyi hiçbir kimseyi sevemeyiz…

Konferans genel olarak aile ilişkileri üzerineydi ve yine şu hadis ile devam etti;

” Sizlere dünyada iken cenneti göstereyim mi ? İlişkilerinde derin bir sevgi var,ilişkilerinde derin bir saygı var, ilişkilerinde derin bir anlayış ve değer verme var. İşte bu ev cennettir.

Sizlere dünyada iken cehennemi göstereyim mi? İlişkilerinde sevgi yok, ilişkilerinde saygı yok, ilişkilerinde anlayış ve değer yok.İşte bu cehennemdir ”

Ne kadar doğru değil mi? Bir küçücük kelimemiz karşımızdakine ne hissettirir? Savuruveriyoruz ya hani bazen, kusuyoruz içimizdeki kötülüğü sonra durup bakıyoruz neden herşey bu kadar kötü, neden ?!

Kelimelerden bahsedildi sonra, kelimeler ile ilgili yapılan araştırmalardan… Ben de anlatayım dilim döndüğünce;

Peygamber efendimiz ( SAV ) eşlerinden Safiye çok güzel bir kadınmış ve Hz. Aişe annemiz bir gün kendisi karşıdan gelirken ” Boyu da pek kısaymış” diyerek atıfta bulunmuştu. Bunun üzerine Peygamberimiz (SAV) kendisine ” Ey Aişe! Öyle bir söz ettin ki, bu söz denize düşse denizi bulandırırdı ” demiştir.

Japonlar bir araştırma yapmışlar, sözün suyun kimyası üzerine… İki ayrı bardağa aynı kaynaktan su doldurup, belirli süre birine güzel sözler, diğerine kötü sözler söylemişler. Süre sonunda gördükleri, sürekli bulanık olduğunu işiten suyun bulandığı, berrak olduğunu işiten suyun ise daha da berraklaştığı olmuş. Isparta’da bir öğrencinin yakın zamanda yaptığı bir deneyden de bahsedildi.İki ayrı bardağa, bu defa fasülye konuluyor. Belirli bir süre fasülyelerden birine güzel sözler, birine ise hoş olmayan sözler söyleniyor ve görülen,güzel sözlerle fasülyenin yeşerdiği; kötü sözlerle fasülyenin içine doğru kıvrılıp, karardığı.Her iki deneyde de ıspatlanan güzel sözün, su ve bitki üzerinde son derece etkili olduğu.Biz ise bu sözleri herhangi bir varlığa değil, bir insana ve doğrudan onun kalbine fırlatıyoruz.Sözümüzün tesirini gözümüzle de hep görüyoruz.

Bir babadan bahsetti aslında bir çok babanın yaptığı hatayı yapmış , oğluna ‘sen adam olmazsın’ demiş sürekli.Bu sözü sürekli duyan çocuğun halini düşünebiliyor musunuz? Çocuk küçücük hata yapsa, ‘babam acaba doğru mu söylüyor ben adam olmayacak mıyım’ diye düşünebilir. Sonraki hatada ‘ babam doğru söylüyor, ben adam olmayacağım’ diyebilir. Yıllar sonra çocuk adam olmazsa baba ne der? Ben demiştim 🙂 Evet, sen sürekli söylediğin için adam olmadı belki o çocuk…

Mü’min kendi hatalarından başını kaldırıp da başkalarının hatalarını göremeyendir. Bu sözün kaynağı da bir hadistir.Hepimiz mü’miniz ve ikili ilişkilerimizde, özellikle aile ilişkilerimizdeki hatalarımızı bir gözden geçirelim.Biz hatalarımızı düzelttikçe, karşımızdaki insan da değişecek, herşey değişecek. Ne dersiniz,denemeye değmez mi?

Bir de şiir okundu yazmadan geçemeyeceğim ;

Deh deyince giderse at,

Tut deyince tutarsa evlat,

Bir de iyi huylu ise avrat; düğün evinde işin ne? Gir oyna, çık oyna!

Deh deyince gitmezse at,

Tut deyince tutmazsa evlat,

Bir de kötü huylu ise avrat, ölü evinde işin ne? Gir ağla, çık ağla !

Tabii sadece ‘at”evlat”avrat’ için geçerli değil ,şiirin gelişi böyle 🙂