بسم الله الرحمن الرحيم

RAHMAN VE RAHiM OLAN ALLAH'IN ADIYLA


1 Yorum

hayırlı cumalar…

Bizim en değerli günlerimiz, cumalarımız…

Mü’minlerin bayramı, temiz pak olmamız, yeni kıyafetimiz var ise giymemiz, Rabbimize şükretmemiz gereken en değerli günlerimizden biri …

Cumamız… Bayramımız…

Mübarek olsun,hayırlara vesile olsun,Rabbim güzel kapılar açsın herbirimize, dosdoğru yoluna iletsin ve ayaklarımızı sağlam kılsın İNŞALLAH..

***

( Sahih-i Buhari – muhtasarı tecridi sarih 2. cilt )

Enes b. Malik (r.a.)’dan. Rasulüllah (s.a.v.)  şöyle dua ederdi :” Cimrilikten, tembellikten,en aşağı ömürden/düşkünlükten/bunaklıktan,kabir azabından,Deccal fitnesinden , hayat ve ölüm fitnesinden Sana sığınırım” AMİN..

Unutmayalım Rabbimizi ne kadar çok anarsak , takvaya ne kadar önem verir ve ne kadar Önderimizin / Peygamberimizin (S.A.V.) gösterdiği yolda hayatımızı devam ettirirsek, o kadar değerliyiz… Yanlış uygulamalara sapmayalım, Kur’an’ı ve sünneti bilelim, sahabenin uygulamadığını -iyi niyet ile  olsa bile – uygulamayalım  …

selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh


Yorum bırakın

tarçınlı cevizli kekli baklava …

Malzemeler:

20 adet baklavalık yufka 125 gr.tereyağ

Keki için:

3 yumurta

1 su bardağı şeker

1 su bardağı un

1.5 su bardağı dövülmüş ceviz içi

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

Şerbeti için:

3.5 su bardağı şeker

3.5 su bardağı su

3 damla limon suyu

Yapılışı:

Herşeyden önce şerbetimizi yapıp bir kenara koyuyoruz…

Tereyağını eritiyoruz ve fırın tepsimizi fırçayla yağlıyoruz.2 kat yufkayı tepsiye alıp yağlıyoruz 10 adet yufkayı 2 tanede bir yağlayarak tepsiye diziyoruz. Kek için önce şeker ve yumurtayı iyice çırpıyoruz.Sonra diğer malzemeleri katarak kek hamurunu çırpıyoruz.Yufkaların üstüne kek hamurunu yayıp kalan 10 yufkayıda yine 2 katta bir yağlayarak bitiriyoruz.Keskin bıçakla baklavamızı keserek kalan tereyağını üstüne gezdiriyoruz. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişiriyoruz.Fırından çıkarıp soğuk şerbetini dökerek 1 saat bekletip servis yapıyoruz.


Yorum bırakın

Kur’an ne diyor – 1?

Selamün Aleyküm ve Rahmetullah ve Berakatüh

Bilen bilir… Kur’an’ı dönüp dönüp okuyan ve anlamaya çalışan herkes onun ayetler ( mucize ) ve şifreler içerdiğini çoktan öğrenmiştir …Ama biz müslümanların bir görevi var!

Şüphesiz ki  insanın kalbine hidayeti ALLAH verir . Ancaaak… Dünya üzerinde milyarlarca insan var ve herkes bizimle aynı şartlarda,İslam devletinde doğmuyor …Biz İslam’dan bir haber doğmadık.Kalbimizde kocaman kocaman boşluklar hissedip, din arayışına girmedik… Çünkü biz müslümanlığı doğduğumuz yerde, anne kucağında öğrendik.Kur’an’ı var olduğunu öğrenmek için araştırmalar yapmak zorunda kalmadık… İncil’in sonradan yazılmış haline bakıp , bir şeylerin ters gittiğini farkedip dinden vazgeçmelere kalkmadık.

Çağımız malum iletişim çağı… Vakit bulup da çeşitli sitelerden sonradan müslüman olmuş insanların videolarını izlerseniz eğer, biz müslümanların dinimizin hüküm sürmesi adına pek de çaba sarfetmediğini farkedersiniz… Kasıtlı olarak müslümanlar terörist olarak tanıtılıyor ve bu bizim umrumuzda değil ! Neden ? Çünkü biz öyle değiliz ELHAMDÜLİLLAH… Yine de , daha çok insanın müslüman olması, daha çok insanın cennete girmesi ve bunların mümkün olabilmesi için ALLAH’ ın kelimeleriyle onlara İslam’ ı  anlatmamız gerekmez mi ? Peki bu nasıl mümkün olacak ? Tabii ki Kur’an’ı çok okuyup, anlayıp , anlaşılması adına çalışmakla…Dünya üzerindeki milyarlarca insanın – iletişim çağında olmamıza rağmen- Kur’an’dan haberi yok, çünkü karşıtları çok çalışıyor, bilenler de yanlış biliyor…

ÖNCE BİZ ANLAYALIM … OKUYALIM, ARAŞTIRALIM VE İZLEYELİM…


Yorum bırakın

ağaçta iki kuş …

Gerçekten çook kötü bir zamanda yaşıyoruz ve hep içimden geçiriyorum, benim bir çocuğum olsa asla parka marka göndermem… Geçen sene bahar da geldi çocuk bir hava alsın diye minik yeğenimi  parka götürmüştüm. Daha parka girmeden, 10-12 yaşındaki erkek çocukların 5-6 yaş civarındaki çocuklara eziyet ettiklerini farkettim, kucağımda da yeğenim olduğu için korkup geri döndüm. Bana birşey yapamazlar ama ona zarar verebilirler diye içim içimi yiyerek geri dönmek zorunda kalmıştım. Evimin dibindeki parkın bu halini gördükten sonra, henüz doğmayan çocuğum için daha da çok endişe ettim …

Diğer taraftan da bütün gün evde annesiyle kapalı kalan, enerjisini dışa vuramayan ve haliyle bunun geri dönüşünü yaşayan minikler için üzülüyorum … Başımıza gelmiyor da değil hani, annesinin bir anlık dalgınlığından istifade detarjan yutan, çamaşır suyu içen , evdeki akvaryumun içine su motorunu düşürüp hafif elektrik akımına kapılan yeğenler, kuzenler …

İmkanların olacak, bahçesi olan bir evde oturacaksın ki çocuğun güvende olsun… Bir de böyle bir kuş yuvası yapacaksın onlara, doğayla iç içe televizyondan bilgisayardan uzak büyüsünler … Kendi çocukluğumla karşılaştırıyorum da şimdiki çocukların sanal hallerine üzülüyorum tabii  bu biraz da bizim elimizde . Çocuk demek gerçekten çok büyük sorumluluk demek, kendinden önce onu düşünmek , ödün vermek, belki kendini onun uğruna feda etmek demek ! Ama cennet tam da bu yüzden anaların ayağının altında. Etrafımda çocuğuna daha altı aylıkken kitap okuyan, konuşmayı bilmiyorken barbekü ne diye sorunca resmini gösterebilen çocuklar yetiştiren, altı yaşında evladına Kur’an okumayı öğretmiş ve ciddi ezber kapasitesini çocuğunda oluşturmuş anneler de yok değil hani …

ALLAH hepimizin evladını bizlere bağışlasın ve onları bilinçli bir şekilde yetiştirilmiş, neden yaratıldığını bilen,yalnız Rabbine kul, anasına babasına hayırlı evlat, vatanına milletine hayırlı vatandaş  etsin.

SELAMÜN ALEYKÜM…